Sarkis Hatspanian: 2015’E 2 YIL KALA: “SEN MUTLULUĞUN RESMİNİ YAPABİLİR MİSİN SIRRI, İŞİN KOLAYINA KAÇMADAN AMA!”

Sırrı Süreyya Önder’in Türkmen dedelerinin Adıyaman’a gelmelerinden binyıllar evvel “Güneşin Oğulları” diye adlandırılan Ermeni atalarım o topraklarda görülmemiş zenginlikte ileri bir uygarlık yaratmış, Nemrut Dağı’nın ulaşılmaz sanılan tepelerine o zaman inandıkları tanrılarıyla, tanrıçalarının devasa heykellerini dikmiş olmakla bilinirler.

Sırrı’nın dedeleri Adıyaman’da göçebelikten yerleşik yaşama geçiş sürecinde elma, armut, mişmiş ve üzümün nasıl yetiştirildiğini, onlardan nasıl pestil, reçel ve hoşaf yapıldığını, bağ-bahçe-bostan kurmayı, toprağı işlemeyi, onu kendi terleriyle ıslatmayı dedelerimden öğrenip, insan emeğiyle yaratılan hayatın meyvelerinin tarif edilmez tadına ilk defa Adıyaman Ermenileri sayesinde vardıklarıyla da bilinirler.… Devam >>

Sarkis Hatspanian: “ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR” SÖZÜ ERMENİ TOPRAKLARI İÇİN DENMİŞ BESBELLİ!

Sarkis HatspanianGeçtiğimiz günlerin merkezi gündemindeki olayların kıvılcımını teşkil eden Taksim Gezi Parkı’ndaki yüzyıllık ağaçların devrilip-katledilmesine karşı koymak isteyen bir avuç dürüst insanın dahi bilgisi dışında kalmış ve ne yazık ki medya’nın sansürlendiği günümüz koşullarında ‘görmezden gelindiğine’ şahit olduğumuz çok acı bir hikâyeyi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Çok önemli bulduğum bu bilgilerin salt “Bilenler bilmeyenlere anlatsın” türünden bir paylaşım olmaması arzusuyla, soykırıma uğratılan halkımın acı tarihinde salt sağ olanlarımızın değil, toprağın altındaki ölülerimizin bile nasıl rahatsız edildiklerinin taşınması oldukça zor acı hikâyesinin ağırlığını bundan böyle sizlerin de bizimle beraber taşımasını arzuluyor, yüzyıllık acımıza insanca ortak olunmasını istiyorum.… Devam >>

Hovsep Hayreni: 1915 SOYKIRIMI, ALET EDİLEN KÜRTLER VE TARİHSEL MUHASEBE ETİĞİ -1

Geçenlerde Ezîz ê Cewo (Aziz Mamoyan) isimli yazarın 1897 Xanasor olayı hakkında yaptığı tahrifatı deşifre eden bir makale yazmıştım [1]. Onun ve Xerzi isimli fikirdaşının öncesiyle birlikte 1915’e dair tarih yorumlarını ayrı olarak eleştireceğimi belirtmiştim. Bu arada Cewo’nun cevabı geldi [2]. Yaptığı tahrifatı inkar edemezken yine de kaçamak şekilde savunmaya ve haksız zeminde baskın gelmeye çalışıyordu.… Devam >>

Ümit Kurt: 1915 ve Türkiye’nin “Hakikat Rejimi”

Geçtiğimiz haftalarda Meclis’te yaşanan ve Türkiye siyasi tarihi açısından oldukça önemli olan bir tartışmada, Yusuf Halaçoğlu, Sırrı Sakık’a hitaben daha doğrusu Ermenilerin 1915’teki kitlesel katliamında Kürtlerin parmağı olduğuna işaret ederek, “Ermenileri kim katletti?” diye sormuştu. Hakikaten Ermenileri kim katletti? İttihat ve Terakki hükümetinin hiyerarşi içinde emir alan silahlı birlikleri mi, yoksa birileri tarafından organize edilen “sıradan” insanlar mı?… Devam >>

Hovsep Hayreni: Arapgir 1915 ve Ermeni Kadınının Golgotası

Bu kazadaki Ermenilerin mevcudiyeti şehirde yoğunlaşmıştı. Arapgir merkezinde 9.500 Ermeni yaşıyordu. Köylerinden Ambırga’da 250, Şepik’de 468, Vank’da 129, Ançırti’de 510 Ermeni yaşıyordu. Arapgir’e yakın olan Ermeni nüfuslu başka köyler idari olarak Egin’e bağlıydı. Arapgir’de ipek dokumacılığı başta olmak üzere zanaat işleri ve ticaret Ermenilerin elindeydi. 1895 kırımında Arapgir Ermenileri 3000’e yakın kurban vermiş, sonraki 20 yıl zarfında Amerika ve Mısır başta olmak üzere dışarıya çokça göç vermiş olmasına rağmen şehirde böyle bir yoğunluk ve etkinliğe sahipti.… Devam >>

Hovsep Hayreni: Palu 1915 ve Kanlı Köprüsü

Eski Palu kazası Dersim-Çarsancak’ın güney-doğu sınırlarında bugünkü Palu’dan başka Kovancılar ile Karakoçan’ın büyük bölümünü de kapsayan geniş bir kazaydı. Palu şehrinin yarı nüfusu (10.000 kişiden 5.250’si) Ermeniydi. 1914’de kazanın 37 yerleşkesinde resmi verilerle 15.753 Ermeni yaşıyordu. Soykırımdan sağ çıkanların kaleme aldıkları anılar Palu ve köylerine adanmış bir dizi Ermenice kitapta ayrıntılı olarak mevcuttur.… Devam >>

Gabis Altınoğlu: Barış umutları ve Osmanlı oyunları

“Silahlar değil, artık gönüller konuşsun, fikirler, siyaset konuşsun. Eğer fikirlerine güveniyorlarsa, silahlarını ayaklarının altına alsın.” Başbakan R. T. Erdoğan’ın 8 Mart 2013’te Siirt’te yaptığı konuşmadan

“ ‘Artık silahlar sussun, fikirler ve siyasetler konuşsun’ noktasına geldik.” Abdullah Öcalan’ın 21 Mart 2013 Newroz mesajından

Bir süredir toplu bir barış sarhoşluğu yaşanıyor. A. Öcalan’ın 23 Şubat’ta İmralı Cezaevi’nde BDP’lilerle yaptığı görüşmenin tutanaklarının basına yansımasının ve ardından gene onun 21 Mart’ta yayımladığı ve görkemli Diyarbakır Newrozunda okunan mesajın ve buna bağlı olarak PKK’nın 23 Mart’ta ateşkes ilan etmesinin yankıları sürüyor.… Devam >>