Anı-Anlatı | ԿարպիսԱլթընօղլու (Garbis Altınoğlu); Güle güle Ağparik…

Devrim ve sosyalizm mücadelesinde şehitler vermeye devam ediyoruz…

Ermeni halkının yiğit evladı, enternasyonalist devrimci Garbis Altınoğlu Ağparik’i kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz…

1968 kuşağının devrimci önderlerinden, hayatını devrim ve sosyalizm mücadelesine adamış Garbis Altınoğlu artık aramızda yok…

12 Eylül AFC’sinde tutuklanarak uzun bir süre cezaevinde kalmış, işkencenin bütün çeşitleri üzerinde denenmiş, kızıl direnme ruhu “ser verip sır vermeme” geleneğini yaşatmış, işkencecilerin dahi saygısını kazanmış, efsanevi devrimci Garbis Altınoğlu’nu kaybettik…

Hayatını ezilen halklar mücadelesine adamış,vatansız, mülksüz, çıkarsız, mütevazi, saygın ve adı gibi altın kalpli Ağpariğimizin ölüm haberi herkesi üzüntüye boğmuştur…

İşkencecilerin elinden “nasıl ölmediğime ben de şaşırıyorum” diye konuşan ve ikinci defa yaşama tutunan “ikinci sefer doğan” Ağpariğimiz ölümsüzler kervanına katılmıştır…

Sosyalizm ve devrim mücadelesinde ihanetlerin, inançsızlıkların yaşandığı süreçlerde ML’ye olan inancından bir an olsun taviz vermeyen Ağpariğimiz örnek devrimci duruş sergilemiştir.…

Recep Maraşlı: Garbis Altınoğlu ile bir anı…

Garbis Altınoğlu’nu tabiiki 1970’lerin devrimci dalgasının önderlerden biri olarak tanıyor, biliyordum.

Ama şahsen ilk karşılaşmamız 12 Eylül dönemi sorgu odalarında oldu.

Yani Altınoğlu ile “sorgu” arkadaşıyız.

O, Aralık 1981’de gözaltına alınıp İstanbul Gayrettepe’deki sorguya getirilmişti; ben de Ocak 1982’nin ilk haftası alınmış, Gayrettepe’de sorguya çekiliyordum. Aramızda iki haftalık bir fark olmalı…

Emniyet binasının bodrum katlarında tutulduğumuz tek kişilik bir hücrede en az 8-9 kişi bulunuyordu.…

Ragıp Zarakolu: Yeni bir tragedya sergilenirken Garbis’le vedalaşmak

68 kuşağından arkadaşlar peş peşe vedalaşıp ayrılıyor bizlerden. Sen de mi Garbis diye sormayacağım! Kalbi ve beyni, yeni bir orta doğu tragedyası sahnelenirken duruverdi, daha doğru bir tanımlama ile infilak etti.

Belge yazarlarından, dostlarından üçünü kaybettik peş peşe. Işıtan Gündüz, Zihni Çetiner ve Garbis Altınoğlu… 68 fırtınasının buluşturduğu üç farklı insan, üç farklı yönelim.…

Hasan Aksu: GARBİS ALTINOĞLU ANISINA; DEVRİMİN BİR BİLGE HAMALI DAHA ARAMIZDAN AYRILDI!

Garbis Altınoğlu‘nu kaybettiğimizi dün geç saatlerde öğrendim. Bütün sevenleri gibi ben de çok üzüldüm. Garbis Altınoğlu’yla tanışıyordum. 1975 yılı ortalarında birlikte parti faaliyetine katılmıştım.

Garbis içeride özeleştiri vererek partimiz TKP/ML saflarına katılmıştı. 1974 affıyla dışarı çıkmış, partimizin faaliyetine katılmış ve Garbis’le kısa bir zaman birlikte İstanbul’da faaliyet yürütmüştük.

O dönemler partimizin kuralları daha katı ve kurallıydı.…

Gomidas’ın sessizliği

Kürdistan ve Anadolu’yu köy köy dolaşarak 3 binden fazla Ermenice, Kürtçe, Türkçe ve Farsça şarkıyı notaya döken, ömrünün son 18 yılında ise tek bir kelime etmeyen Ermeni müzikolog ve sanatçı Gomidas unutulmadı.

Kütahya’da 1869 yılında doğan etnolog, müzisyen ve bestekar Gomidas, 150 doğum yılı vesilesiyle büyük bir konserle İstanbul’da anıldı. Cemal Reşit Rey konser salonunda gerçekleşen “Aydınlık Sabahın Sesi| Gomidas 150 yaşında” konserinde Ermenistan, Türkiye ve Amerika Birleşik Devleti’nden (ABD) sanatçılar ve topluluklar sahne aldı.…

Serdar Korucu: Basının “Makbul Ermeni” Yaratma Çabası: William Saroyan

31 Ağustos 1908’de ABD’de doğan William Saroyan, Amerikan edebiyatının önemli isimlerinden biri. Anavatanı Bitlis’i görmek için Türkiye’ye geldiğindeyse onu zorlu bir süreç bekliyordu. Basının “makbul Ermeni” yaratma çabası…

“Atını kaybettiysen ne olmuş yani? Hepimiz anavatanımızı kaybetmedik mi? Bir atın arkasından ağlamak da ne oluyor?”

William Saroyan’ın Muhteşem Beyaz At hikâyesinde, hiddetli mizacı ve herkesin sözünü ağzına tıkaması ile ünlü Hosrov dayı, atını “kaybeden” Süryani komşusunun bitmez tükenmez şikayetine bu yanıtı veriyordu.…

Nubar Ozanyan, Ermeni Taburu tarafından anıldı

Anma, daha önce IŞİD tarafından yerle bir edilen Ermeni köyünde bulunan kilise meydanında gerçekleştirildi. Kilise şu anda Nubar Ozanyan Ermeni Taburu tarafından kontrol ediliyor. Taburda Ozanyan’ın resminin bulunduğu pankart ile Ermeni bayrağının üstüne yer alan tabur ambleminin olduğu bayraklar asılı.

Nubar Ozanyan Ermeni Taburu tarafından düzenlenen anmaya birçok cephede birlikte savaştığı birlikte şehitler uğurladığı ailelerin yanı sıra TKP-ML, YPG, TKEP/L, MLKP, DKP/ BÖG, DKP/Birlik, MKP, Asuri Askeri Meclisi, Ermeni Meclisi, Şehit Aileleri Kurumu katıldı.…

Zabel Mirkan: İlk Ermeni sosyalist feminist yazar Zabel Yesayan

”Savaşın yanı başımızda olduğunun bilincindeyiz, fakat yine de sakin ve tekdüze hayatımıza devam ediyoruz.”

Zabel Yesayan, Osmanlı döneminde antimilitarist hareketin öncüsü ve bilinen ilk Ermeni sosyalist feminist kadın yazardır. Zabel, 1878 yılında Üsküdar’da doğdu; gençlik yıllarını burada geçirdi. İlk edebi eseri ise 1895’te yayımlandı. Aynı yıl Paris’e gitti; Sorbonne’da edebiyat ve felsefe eğitimi aldı.…

Sefagül Aslan: Lenin’in fedaisi Kamo’dan Nubar’a… Devrimin özgün kişilikleri

“Ama gerçek, sık sık olduğu gibi, tüm ‘hayal ürün’lerinden daha şaşırtıcı ve karmaşık olduğunu kanıtladı” der Maksim Gorki, Kamo için yazdığı bir yazıda.

Nubar yoldaşın ölümsüzlüğünün üzerinden iki yılı aşkın zaman geçti. Ona dair birçok yazı yazıldı, onun üzerine birçok röportaj verildi.

Ünlü Bolşevik devrimci Kamo’nun yaşamını okurken, Nubar yoldaşla olan benzerliğini yakaladığımda inanılmaz şaşırdım.…

Ragıp Zarakolu: Onlar hep bizimle

Aynı gün çok yakın olduğunuz, birlikte kavga yürüttüğünüz iki insanın ölüm haberini almak doğrusu çok ağır. İsveç’in en güney kıyılarında, 1961 yılında Kuzey Rodezya’da yine bir barış misyonu için yollara düştüğünde şüpheli bir uçak kazası sonucu ölen, Birleşmiş Milletlerin en karizmatik genel sekreteri Dag Hammarkjöld’ün kendisinin oturamadığı, şimdi müze olan kır evini ziyaretten dönerken geldi iki acı haber.…