Etiket arşivi: Ermeniler

Ermeni savaşçı: Türk saldırısına ortak olmayın!

Tamara Garabet Sarkis, Suriye’deki ilk Ermeni taburunda yer alan bir kadın. 33 yaşında olan Tamara, 8 çocuk annesi. Buna rağmen 2011’den itibaren Rojava’da kurulan savunma güçlerine katılır. Önce YXK ardından YPG-YPJ ve QSD’ye katılan Tamara, Nisan 2019’dan bu yana da Şehit Nubar Ozanyan Taburu’nda yer alıyor.

Cephet El Nusra/DAİŞ, 2012’da Türkiye’nin teşvikiyle sınırdan geçerek Serêkaniyê’ye saldırması sürecinde şehirde bir YPG’li olarak aktif savunma görevini yerine getirir.… Devam >>

Kavel Alpaslan: Berlin’e yürüyen Ercişli yetim general: Nver Safaryan

1915’den sağ kurtulup Dünya Savaşı’nda Nazi Almanyası’nın yenilmesinde payı olan general Nver Safaryan Vanlı bir yetimdi. General henüz Kafkasya’dayken askerlerine şöyle diyordu: “Çoğumuz Batı Ermenistanlı yetimleriz, bizim için Kars, Garin-Erzurum, Van, Muş ne anlam taşıyorsa, Berlin’i kurtarmak da o anlamı taşımalı…

Mayıs 1945: Nazi Almanyası’nın başkenti Berlin düşmüş, Kızıl Ordu askerleri kentin sokaklarında zaferi kutluyor… Savaşta verdiği milyonlarca kaybın yanı sıra, Nazi işgali altında yok edilmiş köyleri, harap olmuş kentleriyle Sovyetler Birliği için tarifi zor bir an.… Devam >>

Serdar Korucu: Basının “Makbul Ermeni” Yaratma Çabası: William Saroyan

31 Ağustos 1908’de ABD’de doğan William Saroyan, Amerikan edebiyatının önemli isimlerinden biri. Anavatanı Bitlis’i görmek için Türkiye’ye geldiğindeyse onu zorlu bir süreç bekliyordu. Basının “makbul Ermeni” yaratma çabası…

“Atını kaybettiysen ne olmuş yani? Hepimiz anavatanımızı kaybetmedik mi? Bir atın arkasından ağlamak da ne oluyor?”

William Saroyan’ın Muhteşem Beyaz At hikâyesinde, hiddetli mizacı ve herkesin sözünü ağzına tıkaması ile ünlü Hosrov dayı, atını “kaybeden” Süryani komşusunun bitmez tükenmez şikayetine bu yanıtı veriyordu.… Devam >>

Alin Ozinian: Dolma, İttihatçılar ve İntikam Tanrısı Nemesis

Geçen hafta sosyal medyada yine oldukça eğlenceli “diyaloglara” şahit olduk. Armenian Food, (Ermeni Mutfağı) adlı amatör bir hesap tweetinde dolmanın (sarmanın) bir Ermeni yemeği olduğunu iddia etmek hatasına düşünce, haliyle ceberut “Dolma’nın milli kimliğini koruma gönüllerinden” gerekli cevabı aldı.

Halkımız milli konularda hassas, konu yemek olunca daha da hassas. Güzide Türk mutfağına Ermeni’si, Rum’u, çeşit çeşit “belası” musallat olursa onlar da doğal olarak mutfaklarını korumak, kollamak, düşmana yerini göstermek için şahlanıyorlar.… Devam >>

Ermenilerin unutulmuş direniş meskeni: Surp Hovhannes Dağı

Urfa Ermenileri, 1915’in bahar aylarından itibaren sürgün kafilelerinin Urfa’dan geçmesiyle tedirginlik içine girdi. Kısa süre sonra Urfa’da da ev baskınları ve tutuklamalar başlayınca, Urfa’daki Ermeni kasabası Germuş’un gençleri, Urfa dışından sürgünle gelen Ermeni gençlerle birlikte Surp Hovhannes Dağı’na çekildi ve burada soykırıma karşı direniş başlattı.

Ermeni halkının Urfa’daki tarihine ilişkin bilinmeyenleri gün yüzüne çıkaran çalışmalar yapan eski HDP milletvekili ve eğitimci-yazar Ziya Çalışkan, Urfa Ermenilerinin soykırıma karşı direnişinin bilinmeyen bir kesitine, bugün artık unutulmuş olan Surp Hovhannes Dağı’nda Ermeni gençlerinin öz-savunmasına ışık tutuyor.… Devam >>

Ragıp Zarakolu: Ermeni fobisi

Geçen hafta Avrupa parlamentosunda Ermeni fobisini tartıştık. Maşaallah fobi deyince hiç biri eksik değil. Borsa da hisse senetlerinin iniş çıkışını takip etmek gibi bir şey. Antisemitizmden, Rum ve Ermeni fobisine, Kürt fobisine uzanan bir sinsile. Bu arada “kafir” oldukları için Süryani/Keldaniler de paylarına düşeni elbette alıyorlar. Nasturi desen, o mesele zaten 1924/25 de “hal’olmuş” Hakkari/Çölemerk’de…

Son dönemde, herhalde Ergenekon çevresi ile yeniden flört yapma sonucu, Ermeni fobisi yeniden tırmanışta.… Devam >>

Taner Akçam: Sarıkamış’ta savaşan Ermeni askerler ve esaret mektupları

1922 yılında Paris’te Ermenice bir kitap yayımlanır; kitabın adı Acı Çekenlerin Sesi (Tsayn Darabelots), yazarı B. Donabedian’dır. Aslında Donabedian’ın kitaba yazdığı önsözde söylediği gibi, kitabın tek bir yazarı yoktur. Yüzlerce farklı kişi tarafından yazılmış mektupların biraraya toplanmasından oluşmuştur. Mektupların hemen hepsi, soykırımdan kurtulmuş veya kurtulup kurtulamadıkları henüz daha belli olmayan Ermeniler tarafından 1916-1919 yılları arasında yazılmıştır.… Devam >>