Etiket arşivi: Ermeni Malları

Ayşe Hür: Sermayenin Müslüman/Türkleştirilmesi: 1913-1922

İttihat ve Terakki Cemiyeti (İTC) 23 Ocak 1913 Babıali Baskını ile iktidara kesin olarak el koyduktan sonra aynı yıl içinde topladığı kongresinde “millî iktisat” politikasını benimsemiş ve “Küçük Efendi” diye anılan İaşe Nazırı “Kara” Kemal’i bu politikayı hayata geçirmekle görevlendirmişti. Kara Kemal, “Avrupa’da hükümetler ya işçiye ya da burjuva tabakalarına dayanırlar.… Devam >>

Nevzat Onaran: Kitlesel Mülksüzleştirme ve Türkleştirme

Ermeni soykırımı, milleten Türk ve dinen Sünni İslam olmayanın demografik ve ekonomik yapıdan tasfiyesinin en şiddetli icraatıdır. Yurdundan sürülen Ermeni’nin malı-mülkü yağmalandı ve tarihi-kültürel varlığı imha edildi. Ermenilerin millet olarak mülksüzleştirilmesi 1870’lerde başladı ve 1915’teki soykırım harekâtıyla tamamlandı. Abdülhamid’in ve devamında İttihatçıların temellendirdiği kitlesel mülksüzleştirmenin ekonomi politiğinin inşası 1920’lerde tamamlandı ve yapısallaştırıldı.… Devam >>

Ermeni Soykırımı’nın 3 faili

Gerek dünyada gerekse de Türkiye’de resmi ya da gayri resmi tarih yazımında soykırım, asıl olarak bilimsel ya da edebi türlerde ele alınırken, çoğunlukla mağdurun bakış açışıyla anlatılmıştır. Soykırıma uğrayan grup, kitle, topluluk ve/veya ırkın; sosyolojik, psikolojik, siyasal, sosyal ve kültürel pozisyonunun neden ve sonuçları açıklanırken, bu kıyımın duygusal etkileri de göz önüne serilmeye çalışılmıştır.… Devam >>

Sait Çetinoğlu: Türkiye’nin Türk, Kürt Burjuvazisinin Kara Tarihinden bir Yaprak: Malatya’da Ermeni Mallarını Kim Aldı?

Malatya hem Tarihi Ermenistan’ın çeperinde yer alması zengin bir Ermeni nüfusunun yanında Türklerin, Kürtlerin ve Kızılbaşların da nüfusun önemli bir parçası olması dolayısıyla ilginç Osmanlı sancaklarından biridir.

Malatya aynı zamanda 1915 Soykırım sürecinde ölüm yolculuğuna çıkarılan Ermeniler için de bir transit geçit ve toplanma bölgesidir. Ancak Malatya öyle sıradan bir geçiş yeri de değil, büyük sürgün kavşaklarının orta yerinde her istikametten gelenlerin önemli ölçüde eritildiği bir ana istasyon, bir nevi temerküz kampıdır.… Devam >>

Bedros Dağlıyan: 24 Nisan 1915 Diyarbakır

Ksenefon’un on binlerin savaşını anlatması gibi dizine başımı koyduğumda saçımı okşarken anlatırdı yayam, Ermenilerin şehrini ve tehcirini.

Yıllar var ki memleketinden uzak gurbet kuşuyum; yaban ellerde tedirgin uçarım… Nasıl bir sevgi ve nasıl bir özlemdir, ben bilirim. Diyarbakır’ı meydana getiren ve bir arada yaşamanın şiirini yazmış olan halklar özgürlük duygularıyla öylesine bir bütün olmuştur ki, kimselere hele ki zalimlere hiçbir vakit eyvallah etmez.… Devam >>

Bedros Der Matossian: Osmanlı İmparatorluğu’nun sonunda ‘Ermeni sermayesinin’ kaderi

Giriş

Genel olarak Osmanlı İmparatorluğu, özel olarak ise Ermeni Soykırımı üzerine tarih yazımında marjinal kalmış konulardan biri, 1. Dünya Savaşı sırasında ‘Ermeni sermayesinin’ başına ne geldiği meselesidir.* Osmanlı tarihçileri çoğu zaman Ermenilerin Osmanlı İmparatorluğu’nda ekonomi alanında sarraf, banker, tüccar ve sanayici olarak ulaştıkları büyük başarıları vurgulamışlardır. Ancak bir bilim insanı ‘Ermeni sermayesinin’ İmparatorluktaki kaderini incelemeye veya sorgulamaya başladığında, hemen siyasi veya milliyetçi bir gündemi olduğundan şüphelenilir.… Devam >>

Nevzat Onaran: 1915 bir daha olur!

Osmanlı’nın dağıldığı bir süreçte Ermeniler, modern Türk kimliğinin ve ulus devlet inşasının önünde engel olarak görüldükleri için soykırıma maruz kaldı. Nüfusun yüzde 20’sine tekabül eden Hıristiyan ve Museviler tasfiye edildi, geri kalanlar ise kovuldu. Böylelikle Anadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi tamamlanmıştı. 1914-1923 yılları arasında Hıristiyanların temizlenmesinde yedeklenen Kürtler, 1920’lerin başından itibaren hedef haline getirildi.… Devam >>