Herkül Millas: 6-7 Eylül 1955, İstanbul

Aradan tam 64 yıl geçti, o geceyi hatırlıyorum çünkü on beş yaşındaydım. O günlerde 7-8 yaşında olanlar küçüktü, o günü herhalde zor hatırlar. O sıralarda yirmili yaşlarında olanların ise kaçı kaldı ki hayatta? Bugün onlar seksen beş-doksan yaşındalar, hâlâ yaşayanları. Yirmi yıl sonra o geceyi yaşamış kimse kalmayacak.

Bugün bile pek çok kimse için o “olay” tarih oldu.… Devam >>

Pakrat Estukyan: Milli bir proje olarak 6-7 Eylül

Viyana kuşatmasından bu yana batıya doğru talan ve fetih seferleri düzenleme gücünü yitiren siyasi akıl, 1915 sonrasının son ve büyük talanını 6-7 Eylül 1955 tarihinde gerçekleştirdi. Bu olay sadece üç gün boyunca şehrin Hıristiyan toplumlarının varlıklarını talan etmenin çok daha ötesinde bir anlam taşıyordu.

Şehri İstanbul’a adanan üç önemli tarih var: 29 Mayıs 1453, Sultan 2.… Devam >>

Talat Ulusoy: İzmir Hatırlıyor! Geçmişi Unutmuyor!

26 Ağustos “Büyük Taarruz”dan, 9 Eylül “İzmir’in Kurtuluşu”na kadar geçen iki hafta “Zaferler Haftası”sıdır. Zaferler, ki “kutsal” kapsamındadır, hafızalara kazınır, sorgulanmaz. Oysa, kazıya kazıya harabeye dönmüş hafızalar, geçmişe sağlıklı bakabilmeyi, barış ve demokrasiyi güvenceye almış bir geleceğe yönelmeyi imkânsızlaştırır.

Sekiz yıldan bu yana; geçmişe “resmî” kabuller dışında bakabilmek, ezberleri aşabilmek için “Yüzleşme Atölyesi” çaba gösteriyor.… Devam >>

Mihail Vasiliadis: Eritme programının bir halkası olarak 6 Eylül 1955 olayları

6 Eylül 1955 pogromu tek başına ele alınarak incelenebilecek bir olay değildir. Bir olaylar zincirinin halkasını oluşturur. Diğer halkaların en önemlileri arasında, Varlık Vergisi, 1964 sürgünleri, 1940 yılında azınlık erkeklerinin toplama kamplarına yollanması, “Vatandaş Türkçe konuş” kampanyası gibi girişimler vardır. Müslüman azınlıklar için ise, asimilasyon programları uygulanmış ve hedefe ulaşabilmek için kullanılan “tutkal”, din, milliyetçilik ve “öteki” yaratmak olmuştur.… Devam >>

Yılmaz Murat Bilican: İzmir 9 Eylül’de kurtuldu, 13 Eylül’de yandı, yaraları hâla acıyor…

13 Eylül 1922’de İzmir yanmaya başlar.

Yangın, şehrin birden çok yerinde aynı anda başlar ve büyük bir hızla yayılır.

Dönemin İstanbul’dan sonra, en modern, en gelişmiş, en gözde şehri, güzel İzmir 5 gün boyunca cayır cayır yanar. Falih Rıfkı’nın deyimiyle “Gavur İzmir karanlıkta alev alev, gündüz tüte tüte yanıp biter.”

Yangın gerçekten de bitirir İzmir’i.… Devam >>

Hamit Erdem: İzmir Yangını (13 Eylül 1922)

“Ermeni mahallesinde çıkan yangın, güneyden esen rüzgârın etkisiyle kısa zamanda rüzgârın alevleri ittiği yönde yayıldı. Arka arkaya büyük patlama gürültüleri duyuldu. Göğe doğru kapkara bir bulut uzandı, büyüdü, yavaş yavaş bütün gökyüzünü kapladı. Artık bütün şehri yangın dumanının kokusu sarmış, alevlerin sıcaklığı her yerde duyulmaya başlamıştı. Kara bulut kıpkızıl olmuş, yere kıvılcımlar, korlaşmış cisimler yağıyordu.… Devam >>

Nevzat Onaran: 6-7 Eylül: Devletin ‘kontr’ planı

6-7 Eylül saldırısının temel hedefi, TC vatandaşı Hıristiyan ve Musevilerin, demografik ve ekonomik yapıdan tasfiyesiydi. ‘Can ve mal güvenliği’nin imhasıyla hedeflenen gerçekleştirildi. İstanbul’un binlerce yıllık emeği-kültürü berhava edilerek, Türk-Sünni İslam İstanbul var edildi!

Anadolu, 1914-1923 döneminde Hıristiyanlardan temizlendi, İslamlaştırıldı. Aynı yıllarda Hıristiyanların temizlendiği Trakya’da kalan Yahudiler ise 1934’teki harekâtla kovalandı ve ardı geldi.… Devam >>

2014'den beri online dergi ve bilgi portalı