Etiket arşivi: İttihat ve Terakki Cemiyeti

Alin Ozinian: Dolma, İttihatçılar ve İntikam Tanrısı Nemesis

Geçen hafta sosyal medyada yine oldukça eğlenceli “diyaloglara” şahit olduk. Armenian Food, (Ermeni Mutfağı) adlı amatör bir hesap tweetinde dolmanın (sarmanın) bir Ermeni yemeği olduğunu iddia etmek hatasına düşünce, haliyle ceberut “Dolma’nın milli kimliğini koruma gönüllerinden” gerekli cevabı aldı.

Halkımız milli konularda hassas, konu yemek olunca daha da hassas. Güzide Türk mutfağına Ermeni’si, Rum’u, çeşit çeşit “belası” musallat olursa onlar da doğal olarak mutfaklarını korumak, kollamak, düşmana yerini göstermek için şahlanıyorlar.… Devam >>

Tanil Bora: Ebed-Müdded İttihatçılık

1 Kasım 1918, İttihat ve Terakki Cemiyeti kendini feshetmişti. Yani bir hafta önce, ilk hücresinin kuruluşu 1889’a uzanan Cemiyet’in resmen bitişinin 100. yıldönümüydü. “Resmen” diyorum, zira İttihatçılar Millî Mücadele’nin örgütlenmesinde yer aldılar ve ancak Mustafa Kemal’in iktidarını pekiştirme sürecinde tasfiye edildiler. Celal Bayar’ın meşhur “benim esas partim İttihat ve Terakki’dir” sözünün imâ ettiği gibi, İttihatçılığın ‘bünyeden hiç çıkmayan’ bir mensubiyet olduğuna dair bir ‘giz’ de zihinlerde saklanır.… Devam >>

Sait Çetinoğlu: Pontos Soykırımının Bir Başka Yüzü

“Biz ancak ecnebi devletlerden çekinerek bizimle beraber yaşayan Hıristiyanları muhafaza edebildik. Ecnebi devletlerden korkmasaydık bütün Hıristiyanları, bilhassa Ermenileri, tek bir kişi bırakmayıncaya kadar katlederdik…”[i] Prens Sabahattin

Sait Çetinoğlu

Giriş

Bu yazıda Pontos Soykırımının bir başka yüzüne işaret edilmek amaçlanmıştı lakin eğitim bakanı Nikos Filis’in en hafif deyimle Pontos Soykırımı ile ilgili tereddütlerini ifade etmesinin, Ege’nin karşı tarafının soykırımcılarını  sevince boğması üzerine Pontos Soykırımının bir kere daha açıkça belgeleri ve tanıklarıyla ortaya konulmasının gerekliliğini ortaya çıkarmıştır.… Devam >>

Nevzat Onaran: Taşnakların Osmanlı’dan talebi: Can ve mal güvenliği

Sünni İslamcıların parlattığı Abdülhamid’in, 64 Sünni Kürt aşiretinden oluşturduğu Hamidiye Alaylarıyla temellendirdiği ırkçı politikanın, Ermeni soykırımına varan icraatında neler söylenmedi ki. Türkçü-Sünni İslamcı lafızla, Ermenilerin imhasının gerekçesi üretildi. Ermenilerin derdiyse, can ve mal güvenliğiydi. Bugün Sur’daki Kürt’ün talebi de, can ve mal güvenliğidir. Bu talep, 1908 Devrimi özgürlüğünde Taşnaklarla, İttihatçıların yani Osmanlı’nın müzakeresinin temel maddesiydi.… Devam >>

David Gaunt: Katliamlar, Direnişler, Koruyucular, Bir Araştırma Merakının Gelişim Süreci

İsveç’te üniversitede tarih okuturken, yıllarca aileleri Ortadoğu kökenli öğrencilerle pek çok ilişkim oldu. Anlattıkları Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde, ailelerinin yaşadıkları tecrübeler ve sıkıntıları can kulağıyla dinleyip büyülendim. Öğrencilerimle diyalog halinde, öğrencilerimin geldikleri yerlerde olup bitenlere dair tarihsel kanıtlar toplamaya başladım. Buraları daha çok Türkiye’nin Diyarbakır, Mardin, Botan ve Hakkâri gibi bölgeleri ile İran, Irak ve Suriye’nin komşu yöreleriydi.… Devam >>

Dikran Kaligian: Meşrutiyet döneminde Ermeni Devrimci Federasyonu ile İttihat ve Terakki Cemiyeti arasındaki ilişkiler

Ermeni Devrimci Federasyonu (ARF veya Taşnaksutyun) ve Hınçak Partisi, Türk muhalif gruplarla 1900’de Paris’te diyaloga girdiler ve 1902’deki Osmanlı Muhalif Güçleri Birinci Kongresi’nde yer aldılar. 1907’nin sonunda, Osmanlı Muhalif Güçleri İkinci Kongresi, vergi ödememek, propaganda yapmak ve gerekirse silahlı direniş dahil çok daha radikal yollardan Sultan’ı devirme ve Osmanlı anayasasını yeniden yürürlüğe koyma kararı aldı.… Devam >>