Kategori arşivi: Ermeni Soykırımı

Sait Çetinoğlu: Ermeni Sürgünleri ve Ermeni Soykırımı; Türkiye’den kovulmak

İttihat ve Terakki iktidarı döneminde 1915 Soykırımı sırasında boşaltılıp Ermeni sakinlerinin ölüm yolculuğuna gönderilmesinden sonra, soykırımdan bir şekilde kurtularak dönenlerin köyü… Kemalist dönemin Bakanlar Kurulu’nca 1938 (1) tarihinde tekrar askeri bölge ilan edilip Ermeni sakinleri askerî tesisat ve garnizonların bulunduğu yerlerden uzak bir mahalle nakledilerek ikinci kez boşaltılan Kayseri-Efkere Köyü Ermenisi Donik (Donogan) Yeseyan’ın (Hacı Bey) Efkere’den başlayıp ABD’de noktalanan ilginç hayat hikayesi yakın tarihe ışık tutması bakımından önemlidir.… Devam >>

Masis Kürkçügil: Bir Başka Tarih Mümkün Müydü? Ya da “Ermeni Meselesi” “Modernite” ve “Soykırım”

Adı konamayan “Ermeni Meselesi”nin 90. yılında Cumhuriyet tarihinde rastlanmadık yoğunlukta bir tartışma medyadan sol dergilere ve Millet Meclisi’nden Avrupa Parlamentosu Yeşiller grubuna, Arjantin, Polonya meclislerine kadar uzandı. Bütün bu çeşitlilik içinde oldukça anlamlı etkinliklerden biri tereciye tere satan Justin McCharty’nin mecliste yaptığı konuşmaydı. Tıpkı Bernard Lewis gibi (hazretin soykırım inkarcılığından Fransa’da başına geleni unutmadan)[1] McCharty’nin de Türk devleti politikasına, maaşlı memurları aratmayacak(!),… Devam >>

Diyarbakır Vilayeti Katliamları ve Kürtlerin Vahşeti – Görgü Tanıklarının Verdiǧi Bilgiler

Diyarbakır’ın Fransız Konsolosluğunda çevirmen ve Konsolos Yardımcısı olan Hacı Harutyun Kasapyan´ın küçük oğlu Levon Kasapyan’dan bu bilgileri aldım. Ayrıca “Kazaz” Ohannes Doncuyan’ın oğlu Tovmas’ın günlüklerinden yararlandım. Sonuncusu Tovmas Doncıyan, 18 Temmuz 1915’e kadar Diyarbakır’daydı, tehcire tabi tutulduktan sonra, mucize eseri bugün yaşamakta olduğu Halep şehrine varır.

Gelelim Levon Kasapyan´a büyük bir beceriyle delikten deliğe saklanarak, 7 Aralık 1917’ye kadar Diyarbakır’da kalır.… Devam >>

Arsen Avagyan: Deyr-i Zor Mutasarrıfı Salih Zeki ve Ermeni Soykırımı

Salih Zeki’nin zorbaca uygulamaları ilk kez Alaşehir’deki Rum nüfusunun zorla sürgününü ve göç ettirilmesini örgütleme sürecinde ortaya çıktı. Henüz resmen bu adı taşımasa da Balkan Savaşları sırasında kesin olarak biçimlenmiş Teşkilât-ı Mahsusa’nın 1913-1914 yıllarında Ege Denizi kıyı bölgelerindeki Rumları zorla tehcir ve sürgün etmesindeSalih Zeki’nin aktif rol oynadığı bellidir[1].

Anlaşıldığı kadarıyla 1910’lardan – itibaren Salih Zeki Ermeni siyasî partilerinin mensupları ile bazı temaslar kurmuş, çünkü Hınçak ve Taşnaksutyun gibi Ermeni partilerin önde gelen şahsiyetlerini ve Osmanlı Meclis-i Mebusanı’ndaki Ermeni mebusları tanıdığını ve hatta onlar ile uzun uzun konuşmalar yapmış olduğunu Salih Zeki kendisi dile getiriyormuş.… Devam >>

Antonio Gramsci: Ermeni Soykırımı Hakkında

Hep aynı hikâye. Bir olayın bizi ilgilendirmesi, bizi etkilemesi için özel hayatımızın bir parçası olması, kökeninin bizden uzak olmaması, tanıdığımız insanların, insani alanımızın çevresine ait insanların söz konusu olması gerekiyor.

Goriot Baba’da Balzac Rastignac’a şu soruyu sordurur: “Her portakal yediğinde bir Çinli ölecek olsaydı, portakal yemekten vazgeçer miydin?”. Rastignac da şuna yakın bir cevap verir: “Portakallar yakınımda, onları iyi tanıyorum; oysa Çinliler o kadar uzaktaki gerçekten var olup olmadıklarını dahi bilmiyorum.”… Devam >>

Foti Benlisoy: Talat Paşa’yı Anlamak mı?

Solun milliyetçi-ulusalcı bir dili benimsemesi Gelecek dergisinde defalarca eleştirildi ve siyasete soldan bir müdahalenin gelişmesini engelleyecek bir siyaset algısı olarak tekrar tekrar yerildi. Bu eleştirilere göre, ulusalcı bir dilin benimsenmesi, kapitalist küreselleşme karşısında bir geriye çekilişi, “dış güçler-ulus devlet” karşıtlığına mahkum olmayı ifade ediyordu. Bu eleştiriler polemik hevesinden kaynaklanmıyordu. Kaygı duyulan, sosyalist solun milliyetçi dil ve sembolleri benimsemesinin onu hakim ideolojinin etkisi altına alacağı idi.… Devam >>

Alin Ozinian: İnkarın 50 Tonu

Geçtiğimiz haftalarda, ABD Senatosu 1915 olaylarını Ermeni Soykırımı olarak tanıyan tasarıyı oy birliğiyle kabul etti. Öncesinde Soykırım tasarısı ABD Temsilciler Meclisi’nde de kabul edilirken, Türkiye en azından tasarının Senato’da kabul etmeyeceğini düşünmüştü. Olmadı.

ABD Ermenilerinin uzun süredir hedefledikleri ve hayatlarının anlamı haline getirdikleri siyasi hamle Türkiye’nin dış politikada yaptığı büyük ve yoğun hataların da yardımıyla hayata geçirildi.… Devam >>