Kategori arşivi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu

Foti Benlisoy: 6-7 Eylül: Tertip, galeyan ve milli mutabakat

Bundan on beş yıl kadar evvel, o zamanlar hayatta olan emekli orgeneral Sabri Yirmibeşoğlu, başkanlığını yapmış olduğu Özel Harekat Dairesi’ne ilişkin kendisiyle yapılan bir söyleşide, “6-7 Eylül bir Özel Harp işiydi. Ve muhteşem bir örgütlenmeydi. Amaca da ulaştı” der. Demekle kalmaz, gazeteciye bir de böbürlenerek, belki bu “muhteşem örgütlenmenin” gururunu paylaşmak istercesine, “sorarım size, bu muhteşem bir örgütlenme değil miydi” diye sual eder.… Devam >>

Sarkis Hatspanian: 6-7 Eylül: Manevi değerlerle imtahan tarihidir !

1915’in yüzyılı 2015’te gerçekleşmeyen yüzleşmenin sonbaharına gelinceye dek kendi anavatanından edilen Ermeni halkının yüz yıldan beri tek başına ve eşsiz bir onurla taşıdığı soykırım acısına 365 günlük yılın sadece “senede bir günü” ortak olma girişiminde bulunan kesimlerden sayısı iki elin parmaklarıyla sayılır adam gibi adam olan insanlar dışında, içlerinde Facebook sanal dünyasında en azından “beğen”, en fazla da “paylaş” düğmesine basmayı çok büyük bir insani görev ve marifet sayıp, ‘manevi’ bir doyuma ulaşmayı dener havalarında kendi kendini avutan “dostlar alışverişte görsün” takımından bile insanî bir jest olarak umularak beklenen, belki bir çocuk saflığıyla fazlasıyla ihtiyacî olan gür bir ses ve nefesin bugün itibarıyla duyulmadığı ve bu gidişle duyulmayacağı da herkes için aşikârken artık, bir başka vahşice işlenen katliamın, 6-7 Eylül pogromunun 60.… Devam >>

6-7 Eylül’ü unutmuyoruz…

6-7 Eylül Türkiye tarihinin utanç sayfalarından biridir. Atatürk’ün Selanik’teki evinin kundaklandığı yalan haberleri üzerinden derin devlet eliyle harekete geçirilen ırkçı ve milliyetçi çevreler bir katliam ve yağma gerçekleştirdiler. Başta Rum yurttaşlarımız olmak üzere, Ermeni, Yahudi ve diğer Müslüman olmayan halklara yönelik bu saldırı Türkiye toplumunun ve devletinin hala hesaplaşmadığı, görmezden geldiği karanlık ve acı tertiplerden biridir.… Devam >>

Eren Keskin: 6-7 Eylül 1955… Hiçbir sey Degismedi!

Cografyamizda yerlesik yalan, kirli ve kanli tarihin en acili günlerinden birinin yildönümündeyiz. 6-7 Eylül 1955 tarihinde Istanbul’da Hiristiyan ve Musevi yurttaslarimiza, onlarin canlarina, mallarina yönelik irkçi bir kalkisma yasandi. “Gizli bir el” bir anda yarattigi yalan bir haberle kitleleri harekete geçirdi. Kitleler, kendilerine dayatilan yalan tarihi hiç sorgulamadan irkçi dürtüleri ile saldiriya geçtiler.… Devam >>

59 yıl önce bugün: Türk ‘koynundaki yılan’dan kurtuldu!

Türkiye’de bundan tam 59 yıl önce, 6 Eylül 1955’de bu kez hedef Rumlar ve diğer azınlıklardı. İstanbul’da gayrimüslim halkların ev ve işyerlerine 2 gün boyunca saldıran ırkçı gruplar, ‘kurtuluşun Türk bayrağında olduğunu’ haykırıyordu. Gayrimüslimlere, ev ve işyerlerine bayrak asarak bu vandallıktan muaf tutulabilecekleri söyleniyordu. Olaylar Yeşilköy, Nilantaşı, Edirnekapı, Aksaray, Laleli, Bakırköy, Beykoz, Kalamış, Çengelköy, İstinye, Arnavutköy, Bebek, Balat gibi pek çok semte yayılmıştı.… Devam >>

6-7 Eylül Sonun başlangıcı oldu

Rum ve Ermeni yurttaşlara yönelik 6-7 Eylül 1955’te devletin tertibiyle başlayan ırkçı saldırı, yağma ve katliamın yıldönümünde yüzleşme çağrısı yapıldı. Mihail Vasiliadis, 6-7 Eylül olayları için, “Sonun başlangıcı oldu” derken, HDK, iktidarı devlet adına özür dilemeye çağırdı. Türkiye’de bundan tam 59 yıl önce, 6 Eylül 1955’de başlayan ve 2 gün devam eden ırkçı saldırıların hedefi bu kez Rumlar ve diğer azınlıklardı.… Devam >>

Yılmaz Murat Bilican: 6-7 Eylül Olayları ve devletin faş olması

Türkiye Cumhuriyeti devletinin geçmişte kalkıştığı, ve sonradan “muhteşem bir örgütlenme” olarak anılan ve bir türlü hakkıyla yüzleşemediğimiz, bu nedenle de, yaşananlar ve  sonuçları bakımından vicdanımızı derinden sızlatan “6-7 Eylül Olayları”nın 58. yıldönümündeyiz. Başta planlananın çok ötesine sıçrayan, biraz da bu nedenle, tertipleyenlerin eline yüzene  bulaştırdıkları ve devletin faş olmasına neden olan bir örgütlemedir 6-7 Eylül.… Devam >>

Ümit Kıvanç: Millet-i hakime’nin 6-7 Eylül’ü

Bize bebek arabası lazım değil ki. Bayrak lazım, Atatürk resmi lazım. Selanik’te “Ata’nın evi bombalandı” tezgahı çevirecek Millî İstihbarat Teşkilatı lazım. Ayağında doğru dürüst çarık olmayan köylüleri kamyonlara doldurup şehre, pırıl pırıl vitrinli dikkânlarıyla kimbilir nasıl bir şeytanî âlem kurmuş gâvurları kırmaya götüren Özel Harp Dairesi lazım. Asker vesayetine karşı ilk bayrağı açmış, fakat her nedense bir İttihatçı komitacının başkanlığında kurulmuş olan, İstanbul’u Türkleştirmek, Müslümanlaştırmak için uğraşan Demokrat Parti lazım.… Devam >>