Alin Ozinian: Türkiye, Azerbaycan – Ermenistan çatışmasının neresinde

Milli Güvenlik Kurulu’nun Türkiye’nin dış siyasi söylemleri ile oldukça uyum gösteren kararları geçen hafta açıklandı. Dış siyasette sert karar verilmesi planlanan ülke listesinin başında Ermenistan, ardından Libya ve Suriye geldi. MGK toplantısında, Azerbaycan-Ermenistan sınırında 12 Temmuz’da başlayan çatışmaların ilk günü aratmayan bir sertlikle ve tarafgirlik ile “Ermenistan’ın mütecaviz tutumunu sonlandırması ve işgal altında tuttuğu Azerbaycan topraklarını terk etmesi gerektiği, Türk milletinin, kardeş Azerbaycan’ın haklı davasında alacağı her türlü karara sahip çıkacağı hatırlatılmış, Azerbaycan topraklarındaki gayrimeşru işgalini yıllardır sürdüren Ermenistan’ın barışı bozan ve uluslararası hukuku hiçe sayan saldırganlığı şiddetle kınanmıştır” denildi.…

Yves Ternon: Ermeni Devrimci Hareketi

Fransız Cumhuriyeti’nin İstanbul büyükelçisi Paul Cambon, 20 Şubat 1894 tarihli ünlü bir mesajında şunları yazıyordu: „İsyana hazırlanıyorlar denile denile, Ermeniler sonunda gerçekten hazırlandılar; Ermenistan yok denile denile, sonunda Ermeniler onun varlığına gerçekten inandılar. Ve böylece, birkaç yıl içinde Türk hükümetinin kusur ve hatalarını kendi propagandaları için kullanan ve tüm Emıenistan’a ulusal uyanış ve bağımsızlık fikrini yayan gizli topluluklar örgütlendi.“…

Ermenistan’dan 9 Aralık mesajı: Tarih çarpıtılıyor, soykırım suçu tekrarlanıyor

Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda kabul edilen 9 Aralık Uluslararası Soykırım Kurbanlarını Anma ve Soykırım Suçunu Önleme Günü vesilesiyle bir mesaj yayımladı.

9 Aralık 1948’de BM Genel Kurulu’nda kabul edilen Soykırım Suçunu Önleme Sözleşmesi’ne atıfta bulunan Cumhurbaşkanı Sarkisyan, 9 Aralık tarihinin aynı zamanda insanlığa karşı işlenebilecek benzer suçların engellenmesine yönelik olarak mücadelede birlik günü olduğunu ifade etti.…

Sedat Yılmaz: Soykırımın 100. Yılında Ermenistan’dan Türkiye’ye bakmak

‘İki yakın halk iki uzak komşu’

Türkiye’nin tarihsel paranoyası olan Ermeni Soykırımı’nın 100 yılına sayılı günler kalırken başkent Yerevan sokaklarından Türkiye’ye bakmaya çalıştık. Aslında Hrant Dink’in “İki yakın halk iki uzak komşu” sözünü doğrulayan çok şey var. Geldiğim gün (1 Nisan) otel rezervasyonları tamamen dolmuştu. Tüm parti ve sivil toplum örgütleri anma etkinlikleri hazırlığı yapılıyordu.…

Sait Çetinoğlu: Tarihsel Ermeni topraklarını Türk saymak, Kürdistan saymak, Soykırımın sonuçlarına sahip çıkmakla eş anlamlıdır.

Greta Avetisyan: Sayın Çetinoğlu bir aktivist ve Türk toplumunun gerçek ve çarpıtılmamış tarihini ortaya koyan kitapçıklar yayınlayan Özgür Üniversitenin Türkiye’deki kurucusu olarak biliniyorsunuz. Böyle bir girişime başlamanızın sebebi neydi?

Sait Çetinoğlu: Özgür üniversitenin resmi kurucularından değilim. Destekleyicilerinden ve bu çevreden bir araştırmacıyım. Üniversitenin kuruluş bildirgesindeki tespitimizde: “Türkiye’de yönetici sınıfın egemenlik zihniyeti açısından, iddia edildiği gibi, Osmanlı İmparatorluğu’ndan radikal bir kopuşun yaşanmamış olması, tam tersine bu alanda en karanlık mirasın devralınmış olması ve bağnaz bir resmi ideolojinin kesin hakimiyeti, özerk kafaların ve kurumların oluşmasını engellemiştir.”…

Hovsep Hayreni: SOYKIRIMLA SİLİNEN BATI-ERMENİSTAN’IN TARİHSEL GERÇEKLİĞİ İNKAR EDİLEMEZ!

Belçika Ermeni Demokratlar Derneği adına katıldığımız Brüksel Konferansı’nda yüz yıl önceki tarihin dersleriyle mazlum halklar arası birlik ve dayanışmayı teşvik eden mesajlar vermiştik [1]. 1915 öncesi Batı Ermenistan-Kuzey Kürdistan bileşkesine atıfta bulunan ve Kürt aydınlarından o tarihsel gerçekliğe saygılı yaklaşım talep eden bir cümlemiz, daha sonra Radikal yazarı Ayşe Hür’ün yaptığı değinme [2] vesilesiyle, hem kendisine hem bize yönelik haksız suçlamalara yol açtı.…

Sarkis Hatspanian: “ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR” SÖZÜ ERMENİ TOPRAKLARI İÇİN DENMİŞ BESBELLİ!

Sarkis HatspanianGeçtiğimiz günlerin merkezi gündemindeki olayların kıvılcımını teşkil eden Taksim Gezi Parkı’ndaki yüzyıllık ağaçların devrilip-katledilmesine karşı koymak isteyen bir avuç dürüst insanın dahi bilgisi dışında kalmış ve ne yazık ki medya’nın sansürlendiği günümüz koşullarında ‘görmezden gelindiğine’ şahit olduğumuz çok acı bir hikâyeyi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Çok önemli bulduğum bu bilgilerin salt “Bilenler bilmeyenlere anlatsın” türünden bir paylaşım olmaması arzusuyla, soykırıma uğratılan halkımın acı tarihinde salt sağ olanlarımızın değil, toprağın altındaki ölülerimizin bile nasıl rahatsız edildiklerinin taşınması oldukça zor acı hikâyesinin ağırlığını bundan böyle sizlerin de bizimle beraber taşımasını arzuluyor, yüzyıllık acımıza insanca ortak olunmasını istiyorum.…