Sarkis Hatspanian: ARMENAK BAKIRCIYAN: BİR ERMENİ DEVRİMCİNİN PORTRESİ

Şarkışlalı yiğit Sedat Yılmazsoy’un ölümsüz anısına…(1)

1975 yazının boğucu sıcak günlerinden biriydi, Çemberlitaş’ın arka sokaklarından birinde bulunan bir işhanında hiç tanıyıp-görmediği birisiyle buluşma saatine daha beş saat vardı. Kanarya’da bindiği banliyö treninde izleniyor olduğu duygusunun ağır basmasıyla Kumkapı tren istasyonunda inip, oradan Kadırga’ya saparak, pek iyi tanıdığı dik yokuşlu sokakların arka kısmına da çıkışı olan kapıları hep açık evlerden birine girip ensesinde hissettiği Emniyet’in adamlarına izini kaybettirmesinden hemen sonra soluğu Surp Hovhannes Ermeni kilisesi avlusunda almıştı.… Devam >>

Hovsep Hayreni: 1915’İN DENEK TAŞINDA TÜRK VE KÜRT SİYASETİ

Hovsep HayreniGeçtiğimiz aylar boyunca Türkiye’nin tarihsel adalet sorunları bir bir yeniden tartışma konusu oldu. Başbakan Erdoğan’ın “devlet adına” bir ilk olarak Dersim 1938 için “özür” beyan etmesine karşılık, 1915 hakkında geleneksel inkarcılığı kaskatı sürdürmesi izahı güç bir tezat olarak kaldı. 1915 bu ülkede toplumsal adalet duygusunun, tarihle yüzleşme cesaretinin, demokratikleşme niyetinin en esaslı test edilme konusu, bir anlamda denek taşı veya turnusol kağıdı olmaya devam ediyor.… Devam >>

Garbis Altınoğlu: Kürt Ulusal Hareketi ve Geçmişle Yüzleşmenin Dayanılmaz Ağırlığı

“Bütün ölmüş kuşakların geleneği, yaşayanların beyinleri üzerine bir karabasan gibi çöker.” Karl Marks

“Kürtler’de ağırlıklı yaşanan, kendi egemenleri ve sömürücülerinin sahip oldukları bir devletten ziyade, başka etnik kökenden hanedanlar veya sınıfların hakim oldukları devletlere ortak olmaktan, en kötü uşaklığa kadar giden bir siyasî tarihin resmîyet kazanmasıdır.” Abdullah Öcalan

Giriş

Ben bu yazıda PKK’nın, Kürt halkının ya da toplumunun tarihinde önemli bir yer tutan kirli bir geleneğe sahip çıkma ve özü, Kürt halkının/ toplumun feodal önderlerinin Osmanlı-Türk gericiliğiyle işbirliği yapma olan bu geleneğini sürdürme eğilimi üzerinde duracağım.… Devam >>

David Gaunt: Asuri Soykırımı

Geçen ay, yani Mart’ın 11’inde İsveç Parlamentosu, I. Dünya Savaşı sırasında gerçekleştirilen Ermeni, Asuri, Süryani, Keldani ve Rum soykı­rımlarını tanıyan bir önergeyi kabul etti. Türkiye Cumhuriyeti’nin buna yönelik resmi tepkisi, büyükelçisini geri çağırmak ve İsveç hükümetine baskı yapmak biçiminde gelişti. Söz konusu diplomatik krizden buradaki herkes muhtemelen haberdardır. Fakat ben, diplomatik krizin, İsveç parlamentosunun neyi kabul ettiğine dair bilgileri bir biçimde gizlediğini dü­şünüyorum.… Devam >>