Nesi Altaras: Kitap Yorumu: İstanbul’un Irgatları

Türkiye işçileri, Ermeniler, Yahudiler, Rumlar, ve Türkler, elinizi verin, iş kollarınızdaki sendikalarda sosyalistçe birleşin. (Ergatis Temmuz 1910)

Bugün ‘normal’ hatta ‘hakkımız’ olarak gördüğümüz hafta sonu tatili, sekiz saatlik iş günü, çocuk işçiliğin yasaklanması gibi birçok kurum ve anlayış aslında zorla ve son yüz senede elde edilmiş kazanımlardır. Dünyanın her köşesinde olduğu gibi Osmanlı işçileri de bu hakları elde etmek için sendikalarda ve sosyalist kurumlarda örgütlenmiş ve grevler yapmıştır.… Devam >>

Sait Çetinoğlu: Pontos Soykırımı – Pontos’taki Düzmece İstiklal Mahkemeleri ve Yargılamaları

İstiklal Mahkemelerinin arşivleri halen açılmamıştır. Bu nedenle bu “mahkemeler” hakkında bilgimiz neredeyse yok gibidir. Ancak bazı hatıratlarda; Ahmet Emin Yalman, Zekeriya Sertel, Hüseyin Cahit Yalçın… gibi bu mahkemelerden geçen kişilerin yazdıkları kadar ve her dönemin iktidar borazanı basının sanıkları suçlayıcı seri yazılarının satır aralarını okuyarak bilgi edinebiliyoruz. “Mahkeme” hakkında yazılanlar da bu “infaz kurumlarını” meşrulaştırmaya yönelik yayınlar olduğundan herhangi bir objektif karakteri de yoktur.… Devam >>

İra Tzourou: Korint Kanalı’nda Muşlu Ermeni İşçiler

Korint coğrafi konumu nedeniyle antik çağın önemli bir denizcilik, ticaret ve kültür merkezi idi. Korint tiranı Periandros (MÖ 668 – 584) tanrıların öfkesini uyandırma korkusuyla*1 kanal yapmaktan vazgeçince, gemileri kıstaktan geçirmek için dahice bir yöntem buldu. İçindeki derin oyuklara yağlanmış tahtadan raylar yerleştirilen büyük taş döşeli yola “karşıya çekmek” anlamına gelen “diolkos” adı verilmişti.… Devam >>

Ahmet Çiğdem: Bizden Biri Olsaydı, Eğer, Yaşıyor Olurdu

Hrant Dink’in katledilmesinin geride kalanlara hatırlattığı en somut gerçek, aslında birçok katil adayının olduğudur; birçok kişi de, katille muhtemelen aynı şeyleri düşünüyor. Öyle düşündüklerini defalarca ve çeşitli vesilelerle kendileri ifade ettiler. Olaydan sonra da ifade ettiler; “evet amalı kınamalar”, yine de postu kaptırmamaya kararlı devletlû edayla üzüntülerini bildirenler, Gelibolu’da kaçırılan vapur, tribünlere asılan pankartlar kanıtladı ki, pişmanlık yok, pişkinlik var.… Devam >>

Deniz Burcay: Bazı Hemşinliler Neden Türk Olduklarına İnanıyorlar?

Bir akademisyen veya bilim insanı olmadığım için bu konuda da diğer yazılarımda olduğu gibi tamamen şahsi düşüncelerimi aktarmak istiyorum. Özellikle diğer Ermeniler tarafından sürekli sorulan sorulardan birisi de sanırım budur: Bazı Hemşinliler neden Türk olduklarına inanıyorlar?

Aslında daha önce ingilizce olarak yayınladığım yazıda hangi tarihlerde Karadeniz halklarının müslüman olup isim değiştirmeye başladığına değinmiştim.… Devam >>

Alin Ozinian: Matosyan Matbaası: Cumhuriyet’in Emval-i Metruke mirası

Türkiye’de ‘Ermeni’ algısı her ne kadar İttihatçı refleksler, resmi tarih anlayışı, hatta dış-iç mihraklar sendromu çerçevesinde gelişse de, bu topraklarda yaşayan istisnasız herkesin duymuş olduğu bir Ermeni hikayesi vardır…

Hükümetler üstü bir devlet ajandasına sıkışan “sözde soykırım” ya da “diaspora saçmaları” resmi tezi sebebiyle 1915, sürekli “vatana ihanet eden Ermenilerin sürülmesi” gibi etnik bir mesele olarak tanıtılsa da, bu proje, anlatılanın aksine Cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomik zaferidir.… Devam >>

Kerem Ünüvar: Türk Solunun Türk Sağına Armağanı: Anti-Emperyalizm

Korkunç bir cinayet ve ardından yükselen toplumsal tepkiye karşı yine aynı toplumun başka fertlerinin “milliyetçi duyarlılıklarını” sergiledikleri bir süreçten geçiyoruz. Milliyetçi duygularla hareket edenlerin arkasına sığındıkları argümanların “hassasiyet” ile ilgili kısımlarını geçip, daha büyük analizlere rağbet edenlere, kendi tarih algılarının matrisine -elbette devlet eliyle imal edilmiş tarih endoktrinasyonunu da hesaba katarak- baktığımızda 1960’lar ve 1970’ler boyunca solun tarih analizi olarak ürettiği, Batı’yı, Milli Mücadele’yi ve dönemin havasını “çözme”ye yarayan “anti-emperyalizm”in izlerine rastlamak insanı ürkütüyor.… Devam >>