VAN VİLAYETİ

HAYATTA KALAN SARA MURADYAN’IN, VAN SANCAĞININ GÂVAŞ KA­ZASINDAKİ BOĞANİS KÖYÜ KATLİAMIYLA İLGİLİ TANIKLIĞI

[1916], Bakü

Van eyaletinin Gâvaş sancağının Boğanis köyünden Sara Muradyan, 30 yaşında. Günümüzde Bakü’nün Ermeni köyünde, 11. Nagorni, 30 numa­ralı evde yaşıyorum ve Göçmen Komitesi’nden yardım alıyorum.

Evden (43) oluşan köyümüzde, 10 kişiden oluşan ailemle yaşıyordum. Ben, kocam Hakob, kaynım Nişan, kızlarım Aregnazan ve Zanazan, oğ­lum Vahan, kaynım Arpiar, elti[ler] Yeğso, Vosko ve kaynanam Altun. Şimdi 4 kişiyiz.

Seferberliğin başında, askerlik için 20-45 yaşlarında olan erkekle­rimizin hepsini toplayıp götürdüler. Kocam Hakob ve kaynım Nışan’ı askere götürdüler, fakat kaçıp kurtuldular. Onlar için 15 altın ve 5 ölçü buğday rüşvet verdik zaptiyelere, erkeklerimiz kurtulsun diye. Bundan sonra, asker alımı son bulduğunda, hükümet, ordu için tahıllarımızı, yağ, peynir, çul, çuval, koyun, inek ve orduya gereken her şeyi toplamaya baş­ladı. Böylece, kışa kadar üç-dört kere gelerek, elimizdekilerin üçte birini topladılar. Ermeni askerler ise silahsızlandırıldı, köyümüzün askerlerin­den bir kısmı döndü, diğerleri orduda kaldı ve onlardan hâlâ hiçbir haber yok. Geri dönenler kaçak gibi yaşıyordu. Zaptiyeler bu kaçaklar nedeniy­le her hafta gelip bize büyük eziyet ediyor. Bazen onlara rüşvet verip geri gönderiyorduk, bazen de istedikleri adamları alıp götürüyorlardı.

Kışın, bölgemizdeki Belu köyünde, devrimci askerler ve Türk hü­kümeti arasında çatışmalar olduğunda, özellikle de Rus ordusu Saray’a ulaştığında, hükümet, Ermenilerle anlaştı ve artık asker adaylarımızı top­lamadı. Bahara, mart ayı sonlarına kadar böyle devam etti. Günün birin­de bir zaptiye, İlli köyünden Baradotik üzerinden Pesandaşt’a geçmeye kalktı ama buradan geçiş Ermeniler tarafından yasak edilmiş olduğu için, zaptiye öldürüldü. Bunun üzerine hükümet kızdı ve köyümüzle Baradotik yollarını kuşatmak için 200 kişilik bir birlik gönderdi bizim köye. Birlik köye girince gençler kaçtı ve yaşlılar kaldı. İçlerinde babam Harutyun’un da bulunduğu 7 köylü, 20 gün kadar onlara hizmet etti. Van çatışması başlayınca, bu 7 kişiyi de öldürdüler. Askerler, bu 20 gün boyunca her türlü baskıyı uyguladılar – soygun, dayak, tecavüz vs.

8 Nisan 1915 ’te Van çatışmaları başladığında ise, Gâvaşlı Hüseyin Ağa, milleriyle Gâvaş’a çarpışmaya geldi, fakat köyümüze gelme­di. Onun gelmesinden bir gün sonra Hağt denilen dağ tarafından, Kar- kar’dan köyümüzü kuşattılar, fakat bu yol Karkarlılar tarafından önceden tutulmuştu. Bir gün çatıştıktan sonra, Karkarlılar daha fazla direnemedi ve gece vakti Pesandaşt’a kaçtı. Güruh, ertesi sabah köyümüze saldırdı. Köyümüzün kaçabilen genç ve orta yaşlı erkekleri geceleyin Pesandaşt’a, Levon’un yanına gitti (Kharakanlı Levon, silahlı bir grupla hükümete karşı direniyordu, bir ay çatıştıktan sonra Pesandaşt halkını katliamdan kurtardı). Yaşlılar, çocuklar ve biz kadınlar köyde, güruhun elinde kaldık. Göle Khan’ın oğlu Khalıt Bey, grubuyla 35 gün boyunca köyümüze gel­di ve yağmalamaya başladı. Köyde kalmış olan 5 yaşın üzerindeki tüm erkekleri öldürdüler ve tarlalarımızı ve evlerimizi aralarında paylaştılar.

[Khalit Bey] Biz kadınları günde üç kere toplayıp, Müslümanlığı ka­bul etmeye zorluyordu, direnenleri ise ölüm bekliyordu. İki kere dinim­den dönmemi teklif etti, reddettiğimde ise, öldürmek için tüfeği kalbime dayadı. Fakat çocuğum kendini üstüme attı ve bayıldı. Bu yüzden oğlum Yoha birkaç dakika sonra korkudan öldü. Kaynım gözümün önünde öldürüldü. Günde iki-üç defa bizi toplayıp kırlara götürerek, tamamen soyup tecavüz ediyorlardı. En son eşyalarımızı dahi elimizden aldılar. Rus ordusu Van’a girmeden önce sayısız acılara katlandık. Rus ordusu Van’a girince, Van’daki Türkler bizim oralardan Bitlis’e kaçtı. Vöstan gö­nüllüler tarafından ele geçirildiğinde, bizim köyün Kürtleri de aileleriyle birlikte kaçtı. Halamın geliniyle erkek kardeşini de yanlarında esir olarak götürdüler. Bugüne kadar hâlâ geri gelmediler, bir haberimiz de yok. Keri’nin grubu (44) köyümüze gelene kadar köyde kaldık. Ondan sonra Kürt­lerin mallarını toplamaya başladık. Bir ay kadar rahat yaşadıktan sonra, Rus ordusu geri çekildi ve biz de onlarla birlikte Ecmiadsin’e geldik. Ailemizden eltim Vosko ve kaynanam Altun yolda öldü. Kızım Zanazan, kaynım Arpiar ve eltim Yeğso Ecmiadsin’de öldü. Ondan sonra biz dört kişiyle Bakü’ye geldik ve şimdi Bakü’de yaşıyoruz.

E MA, fon 227, liste I, dosya 473, yapraklar 4-6 arka yüzü, orijinal, el yazısı.

Tarih ve Siyaset üzerine Yazılar ve Araştırmalar